Tarsus’ta tan yeri ağarırken Tarsus’ta hareket başlar.

Vatandaşlar dışarı çıkar ve çalışma mücadelesi başlar.

Kimisi Tren Garına.

Kimisi TOK Otobüsleri garajlarına akın ederler.

Kimin ne için gittiği belli değil.

Çoğunluk işe gidiyordur.

Bir kısmı da Vilayette işini bitirmeye.

Az kesimde Adana da parça veya başka bir alışverişe gidiyordur.

Bu Allahın günü böyledir.

Akşamları otobüse veya trene gidenler muhakkak, Tarsus’ta ikamet etmiyorlardır.

Eskiden böyle mi idi?

Yaz aylarında denizi görmek için Mersin’e gidilirdi.

Şimdi Tarsus’ta iş yapıp veya Devlet Dairelerinde çalışanlar.

Mersin veya Adana da oturuyorlar.

Efendim, Tarsus’ta hayat yok muş.

Şimdiye kadar resmiyette çalışanların kaçı Mersin’de oturuyor veya Adana’da oturuyor tesbit edilmemiştir.

Eski bir tarihte bunu Bakanlık sordu.

Bakanlığa yanlış bildiriler yapıldı.

Bakanlık gelip kontrol mü yapacak?

Gelip tek, tek sayacak mı?

Sonradan kanun değişti.

Memursa görev yaptığı yerin dışında oturur denildi.

Daha fazla giden gelen olmaya başladı.

Şimdi Allah bize bir felaket verse.

Hasta hane personelini Adana ve Mersinden toplamak mümkün değil.

Sabah erken saatlerde hastaneye gelen münibüs sayısını gidip bekleyin ve görün.

Doktorları bilmiyorum.

Acaba kaçı Tarsus’ta oturuyor?

Velhasıl kimisi sağa kimisi sola gidiyor.

Tarsus sabah ve akşam, sirki losyona uğrayan bir şehir.

Tarsus’ta kazananlar Adana ve Mersinde harcarlar.

Onun için sabah ve akşam şu sesi duyarsınız.

Adana, Adana.

Mersin, Mersin.

Bu böyle gelmiş böyle gider.

Bunun çaresi var.

Fakat ben yazdım ömrüm tükendi.

Halen sesimi duyan olmadı.

Bende diyorum ki.

Bırakın böyle gitsin…

ARŞİV MAKALE