Evet, '1950'den beri bu şehir vilayet olsun' deriz.

Fakat bir türlü olmadı.

Bu şehrin 59 vilayetten büyük olduğunu bilmeyen yok.

Bu şehrin vilayet olması için.

Neler yaptık neler.

Yürüyüş düzenledik.

Bir milletvekili kanalıyla Büyük Millet Meclisinde broşürler dağıttık.

Ankaralara kadar gittik.

Cumhurbaşkanıyla görüştük.

Siyasi parti Genel Başkanlarıyla görüştük.

Siyasi parti Genel Başkan yardımcılarıyla görüştük.

Rahmetli Turgut Özal, bir Bakanını Tarsus'a, gönderdi.

Şelale de basın toplantısı yapıldı.

Sayın Bakan, söz veriyoruz.

Bu şehir vilayet olacak dedi.

Biz yalan söylüyorsunuz dedik.

Bakan, 'benim Genel Başkanım yalan söylemez' dedi.

Mahalli gazeteleri renkli bastık.

Caddelere bez afişler asıldı.

Gün geldi çattı.

Tarsus vilayet olmadı.

Fakat Tarsus'a Anavatan Partisi Belediyeyi kazandı.

Aradan zaman geçti.

Belediye Başkanı İstifa etsin yapalım sözü edildi.

Tabi belediye Başkanımız bunu yutmadı.

Mücadeleye devam ettik.

Şimdi kaç yıldır ağzımızdan Vilayet sözü çıkmıyor.

Tarsusluların üstüne Eshab-ı Kehf toprağı serpilmiş sanki.

Tarsus'ta fabrikalar bir, bir kapandı.

İşsizlik oranı had safhaya vardı.

Tarsus sessiz bir şehir oldu.

Her gün sadece bir caddesi kalabalık olur.

Geceleri bu şehir koca köy olur.

Herkes Mersin'e göçüyor.

Eğlenceye ve yemek yemeye Mersin'e, Adana'ya gidiyor.

Biz bir türlü ters yöne gitmeyi terk etmiyoruz.

Bakalım her geçen gün daha neler göreceğiz.

Bu şehri vilayet yapmayanlar zaten orta da yoklar.

Bakalım birileri ortaya çıkacak mı?

ARŞİV MAKALE